Hakkımda

Fotoğrafım

Born in 1973 in Istanbul, graduated from Yıldız Technical University, Department of Electrical Engineering. Due to his intense interest in lighting, he started working in the lighting sector during his undergraduate studies. After having experienced different aspects of lighting and its professional uses in the leading production, import, export and design companies that he has worked for over 10 years, he started his own company, Seven Lights, in the light of these experiences. In a context where ‘lighting design’ and ‘lighting designer’ concepts have not been fully established, he contributed in the formation of this sector through his works and efforts. Meanwhile he had the opportunity to work on important projects both in Turkey and abroad.

23 Eylül 2011 Cuma

Bağımlı - Bağımsız

Bağımlı olmak kötü değildir. En azından bence. İyiden kötüye geniş bir yelpazede bağımlı olduğum bir sürü şey var. Oğlum Ali en iyi bağımlılığım, sigara en kötüsü. Haftada 4 gün sabaha karşı 4'te uyanıp NBA maçlarını seyretmek, House m.d., nesquikli süt, play station, sushi bağımlılıklarımdan sadece bazıları.. Bağımlılıklarımı severim, onlara sağdığımdır ve değişimleri hoşuma gitmez.
Bağımsızlık ise hayat boyu çok deneyimleyebildiğim bi konu olamadı. 20 küsur sene okula gittim, 15 sene memuriyet hayatım oldu. Tam kendimi hayatın kollarına bırakacaktım ki evlendim. Motorla Anadolu'yu keşfetmek için yola çıktığım ilk gün bir araba üzerimden geçti, 1 ay hastanede yattım, bir sürü örnek. Bu sebepten bağımsızlıklarını kazanmak isteyen kişilere, kurumlara, halklara sempatiyle bakarım ama neyin peşinde olduklarını, ne istediklerini pek anlamam.
 
Konuyu biraz abartmışlar mı ne? 
Söz konusu aydınlatma tasarımı olduğunda ise durum çok farklı. Bağımlı ya da bağımsız olmanın anlamı, gerekliliklerini, sorumluluklarnıı bildiğim, seçim yaptığım konular. Kabaca "Bağımsız Aydınlatma Tasarımcısı" sadece tasarım yaparak, proje çizerek para kazanır, armatür satmaz, armatür satandan komisyon almaz vs. Bağımlı olmakla "suçlanan" aydınlatma tasarımcılarının ise bu tip günahları işlediği rivayet olunur. Bana göre bağımsız olup olmamak bir seçimdir ve diğer seçim-ler-den daha değerli ya da değersiz addedilmemelidir. Bağımsız olmadığı halde çok şahane aydınlatma tasarımları üretmiş bir çok arkadaşım olduğu gibi sabahtan akşama kadar sokakta "ben bağımsızım" diye dolaşıp pek bişi üretmeyen arkadaşlarım da var. Tabii bunun tam tersi de geçerli. Yani yeteneğin kazanılan paradan "bağımsız" olduğunu düşünürüm. Kanımca  aydınlatma tasarımcısının bağımsız olup olmadığıyla ilgili tek kriter kişinin beyanı olmalıdır.Aksi takdirde konuyla ilgili kabul edilen/dayatılan etik kuralların gerçekçi olmadığı kanaatindeyim.
Ben bağımsız olmayı seçtim. Hangi üreticinin hangi ürününü kullanacağım konusunda özgür olmak isterim. Birbirine kalite,fiyat, görünüm anlamında  çok yakın olan ürünlerden yalnızca biri o projeye girebilecekse buna kendim karar vermek isterim. Aydınlatma üreticisi firmaların proje departmanlarında çalışan çok değerli arkadaşlarımdan ayrıldığım konulardan başlıcası budur. Onlar firmalarının haklı kaygılarını gözetmek durumunda olduklarından farklı alternatifler arasından karlılığı fazla olan, stok durumu müsait olan ya da üretimi/tedariği daha hızlı olan ürünü kullanma yoluna giderler. Bu seçimler de her zaman en doğru çözüme işaret etmez. Buna ilave olarak şunu da unutmamak gerekir ki üretici firmalar aydınlatma armatürlerinin tüm çeşitlerinde üretim yapmazlar. Dış aydınlatma,sanayi aydınlatması,dekoratif aydınlatma, mağazacılıkta kullanılan armatür tipleri vs. farklı üretim teknikleri ve karakterleri olan üretimlerdir. Dolayısıyla satın alıcının, örneğin bir alışveriş merkezinin ihtiyacı olan tüm armatür tiplerini tek bir üreticiden alması pek gerçekçi değildir (üretici bazı kalemleri diğer üreticilerden tedarik etmiyorsa). Bu durumun doğurduğu ihtiyaç (farklı üretici / tedarikçilerin farklı ürünleri arasında hangi ürünün teknik anlamda doğru olduğu seçimi) marka bağımsız aydınlatma tasarımcısına yönelinmesindeki başlıca etmenlerdendir.
İster bağımlı olsun ister (tercihen) bağımsız, mimari projelerde aydınlatma tasarımcısına gün geçtikçe artan ilginin, Türkiye'nin profesyonelleşen çalışma hayatıyla paralellik teşkil ettiğini düşünüyorum. Çok az sayıda olan biz aydınlatma tasarımcılarına düşen ise her projemizi bir öncekine oranla daha ilgi çekici kılabilmek.

















9 Eylül 2011 Cuma

Ben Avrupa'dayken.. (Masterplan Konusu)

Bayramda Berlin'deydim. Hem hala yapamadığım yaz tatilimin ön gösterimi olacaktı hem de IFA'yı gezecektim.
Berlin'i çok seviyorum. Şehir içi ulaşım olanakları, kent mimarisi, toplu yaşam kurallarının işlerliği, türlü disiplinlerde bütün yıla yayılan etkinlikleri, her anlamda doğallığı ama galiba en çok da şehri çevreleyen o melankolik atmosferinin yarattığı bütünlük hissi beni her gidişimde kendine hayran bırakmıştır.
Mesleki açıdan baktığımda Avrupa kentlerinin çoğunda farkettiğimiz kent aydınlatması bilincinin Berlin'de kendini daha da belli ettiğini görürüm.Kentin ana arterlerinin aydınlatma şiddeti,ışık sıcaklığı, tarihi dokunun önemine uygun ele alınmış olması,turistlerin rağbet edeceği belli olan bölgelerdeki algılanabilirlik,çocuk parkları,otoparklar,su yolları ve bunun gibi birçok kent dokusu bileşeni hem kendi içlerinde hem de birbirleri arasında bir anlam, bir bütünlük oluşturacak şekilde tasarlandığını daha ilk bakışta farkettirir. Benim gibi mesleği gereği yoldaki yürürken kafasını yukarı kaldırıp lamba inceleyerek gezenlerin dikkatini bir kenara bırakırsak ışık üzerine düşeni yapmakta ve kendini öne çıkarmadan kentin estetiğini,güvenliğini ve fonksiyonunu vurgulamakta. Berlin'de tarihi eserlerin yan duvarlarının üzerine neon lambayla ismini yazan bir restauranta ya da tüm gök kuşağı renklerinin üzerinde sırayla değiştiği bir parlamento binasına rastlamak pek mümkün değil. Bunlar bir yana Berlin'de her yıl ( bu yıl 7.si düzenlenecek) Işık Festivali düzenleniyor (haklısınız abarttıklarını ben de kabul ediyorum :) 

Kim demiş artık Disko yok diye..
Dilimin altındaki baklayı artık çıkartayım. Yaşadığım şehir olan İstanbul'un aydınlatma adına bir masterplanı* yok.("Bolu'nun Adana'nın masterplanı var da niye hala İstanbul'da yaşıyorum?" olarak anlamayın lütfen) İstanbul'da konuyla ilgili birim Şehir Aydınlatma ve Enerji Müdürlüğü. Başında Muhammed Garip var. Bu konuda çok çalıştı. Bu ülkede bildiği / ulaşabildiği tüm aydınlatma tasarımcılarını ( toplamda 10 kişiyiz galiba "malzeme satmayanı" derseniz 5 kişi geçmeyiz ) bir araya getirip katkı vermeleri için toplantılar yaptı. İyi niyetliydi.Hatta 2010 yılında İstanbul'un Dünya Kültür Başkenti olması (aktarılan bütçe ve kaynaklar da düşünüldüğünde) bu çalışma için biçilmiş kaftandı. Ama olmadı, kaynaklar başka konular için kullanıldı vs. Muhtemelen sizlerin dikkatini çekmiyordur ama işiniz ışıkla ilgiliyse Selimiye Kışlası'nın (yandaki resim) yeni tasarlanmış!aydınlatmasını ya da Boğaziçi Köprüsünün her gün renk değiştirmesini gördüğünüzde içiniz buruluyor. Dünyada bizim boğazın silueti çok az coğrafya da var. Sadece Marmara Boğazı'na bakan yapılar için bile bir ışıksal bütünlük düşünülebilse inanın İstanbul'un silueti bambaşka bir hal alır. 
Şu anda Seven Lights olarak çalıştığımız Sultanahmet Meydanı'nı 
(At Meydanı / Hippodrome) sınırlayan Sultanahmet Camii yerleşkesinin duvarlarında her türlü esnafın neon ışıklı tabelası var. Işığı geçelim, tarihi eser oldukları için (çok gerekmesine rağmen ve gelişmiş montaj elemanları kullanılarak bile) bu duvarlara aydınlatma armatürü takılamazken gelişigüzel tabelaların asılabilmesinin anlayabileceğim bir açıklaması yok diye düşünüyorum.Bu gibi örnekleri çoğaltıp loş iç dünyama sizi de ortak etmeyeyim en iyisi.
Bu konuda yeri geldikçe yazmaya devam edeceğim. Şimdilik sizden ricam günlük (daha doğrusu gecelik) hayatınızda ışığıyla size rahatsızlık veren yapıları , araba kullanırken gözünüze girip kaza ihtimali doğuran yol aydınlatmalarını,önemli bulduğunuz ama geceleri karanlıkta kaldığını düşündüğünüz eserleri ya da ışık üzerine ilginizi çeken herhangi bir konuyu -olabiliyorsa fotoğrafını da ekleyerek - bana mail atın.
Bakalım bir şeyleri değiştirebilecek miyiz?






* Masterplan : ( Nam-ı diğer Nazım planı )




Nazım planı, varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar 
üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel 
kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, 
gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri 
ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve 
uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen,1/2000 - 1/5000 
ölçeklerde, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır.

Belediye meclislerince yürürlüğe konulur. 3194 sayılı imar kanununda açıklanmıştır.
( Saolasın Wikipedia )